“Bezgin Bekir bir kahraman değildir, hatta çoğu zaman bir anti-kahraman bile değildir. O, modern hayatın hızına yetişememiş bir figürdür. Ama bu yetişemeyiş bir eksiklik değil, bir estetik tercihe dönüşür. Bekir’in bezginliği patolojik değil, politiktir. Tuncay Akgün’ün çizgilerinde Bekir, başarı anlatılarını bozar. Çalışkanlık, hırs, ilerleme gibi kutsal kavramlara kayıtsızdır. Bu kayıtsızlık tembellik değil, bilinçli bir yavaşlamadır. Kapitalizmin zaman rejimine karşı pasif bir direniştir.
Bozgin Bekir itiraz etmez, uyum da sağlamaz. Askıda kalır. Bu askı hali, sistem için rahatsız edicidir. Çünkü sistem ya itaat ister ya da isyan. Bekir ikisini de reddeder. Yavaşlığıyla düzeni aksatır. Onun estetiği minimaldir: büyük jestler yoktur. Ama küçük gecikmeler, küçük vazgeçişler birikir. Bu birikim, görünmez bir çatlak yaratır.
Bezgin Bekir’in anlamı, onu yayımlayan bağlamdan ayrı düşünülemez. LeMan, Türkiye’de muhalefeti yalnızca sloganla değil, gündelik hayatın sinir uçlarına dokunan mizahla kuran nadir mecralardan biridir. Bekir bu kültürün sessiz sabotajıdır: bağıran politik karikatürlerin arasında neredeyse görünmez kalarak konuşur. LeMan’ın muhalefeti tam da burada güçlenir, kahramanlık anlatılarını değil, tükenmişliği, bezginliği, isteksizliği politik bir jest haline getirir.
Bezgin Bekir, Türkiye’de muhalefetin sadece meydanlarda değil, koltukta otururken, gecikirken, hiçbir yere yetişmemeyi seçerken de kurulabileceğini hatırlatır. Bu yüzden onun yavaşlığı bireysel bir ruh hali değil, kolektif bir kültürel itirazdır. acele etmeyenlerin, “olmak zorunda” denilene olmamayı seçenlerin muhalefeti.”
Kaynak: Tarihin Tekerine Çomak Sokanlar (Ajanda Notebook) / Hayalci Hücre Yayınları