Hafıza, insanı bazen en beklemediği sokaklarda kıstırır; Kemal Varol tam da o sokakların şairi.
Kemal Varol, edebiyatımızın yaşayan en güçlü hafıza işçilerinden biri. Arkanya serisiyle kurduğu o devasa evren, bu kez daha kişisel, daha lirik ve belki de en dokunaklı haliyle karşımızda. Onu Sevdiğim Zamanlar, sadece bir aşkın değil, bir şehrin, bir dönemin ve nihayetinde bir insanın kendi içine yaptığı o kaçınılmaz yolculuğun hikâyesi.
Arkanya'dan Paris'e Uzanan Bir Hafıza Koridoru
Varol'un dili, her zamanki gibi hem çok yalın hem de çok katmanlı. Kelimeler sanki bir tespihin taneleri gibi birbirine eklenirken, okuyucuyu Arkanya'nın tozlu yollarından alıp Paris'in melankolik akşamlarına taşıyor. Yazarın mekân tasarımı, okuyucunun sadece görmesini değil, o havayı solumasını da sağlıyor.
Kitabın ana ekseninde duran "hatırlama" eylemi, bir nostalji güzellemesinden ziyade, geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiğine dair sert bir yüzleşme. Kahramanımız geçmişini ararken, aslında bugünkü yarasının kabuğunu kaldırıyor.
format_quoteALTI ÇİZİLENLER
"Birini sevmek, onun yokluğunu da her gün yeniden icat etmektir."
— Kemal Varol"Zaman her şeyi affeder diyorlardı, oysa zaman sadece her şeyi biraz daha uzağa bırakıyordu."
— Kemal VarolSonuç olarak, Onu Sevdiğim Zamanlar, Kemal Varol külliyatının en olgun meyvelerinden biri. Hafıza ve zaman üzerine düşünmek isteyenler için sadece bir roman değil, uzun süre akıldan çıkmayacak bir ezgi niteliğinde.
"Hafıza, insanı bazen en beklemediği sokaklarda kıstırır; Kemal Varol tam da o sokakların şairi."
Kemal Varol, her yeni eserinde bizi o artık tanıdık gelen coğrafyaların, Arkanya'nın tozlu yollarından alıp kendi iç dünyamızın derinliklerine bırakıyor. "Onu Sevdiğim Zamanlar", sadece bir aşkın değil, bir şehrin, bir dönemin ve en önemlisi de bitmek bilmeyen bir bekleyişin romanı.
Arkanya'dan Paris'e Uzanan Bir Hafıza Koridoru
Yazarın dilindeki o kendine has melankoli, bu kez daha olgun, daha dingin bir tonda karşımıza çıkıyor. Kelimelerin arasına sızan sessizlikler, okuyucuya kendi hatıralarını sorgulama alanı tanıyor. Roman boyunca takip ettiğimiz karakterin izinde, sadece kayıp bir aşkın değil, kayıp bir kimliğin de peşine düşüyoruz.
Varol, mekanları sadece birer dekor olarak değil, hikayenin canlı birer parçası olarak kurguluyor. Sokakların kokusu, rüzgarın sesi ve eski taş binaların gölgesi, anlatının ayrılmaz birer unsuru haline geliyor.
format_quoteALTI ÇİZİLENLER
"Bazı yaralar iyileşmez, sadece onlarla yaşamayı öğreniriz. Hafıza, o yaranın her gün yeniden açılan kabuğudur."
— Sayfa 42"Zaman her şeyi unutturmaz; sadece bazı şeyleri daha derine gömer. Ve bazen bir koku, o en derindekini yüzeye çıkarıverir."
— Sayfa 118